21 Aralık 2013 Cumartesi

VAZGEÇEBİLMEK....NELERDEN???

   
   
 



    Kadın DÜŞlerini aldı koltuğunun altına ve batan güne doğru yürüdü. Düşlerinin ağırlığından mıdır nedir, pek yavaştı adımları. Attığı her adımda ayaklarına batan taşların SIZIsını yüreğinde hissediyordu. Çantasına sıkıştırdığı PİŞMANlıklar ise o kadar çoktu ki, neredeyse fermuarını patlatacaktı. Evden çıkarken KEŞKElerini de cebine sıkıştırmayı unutmamıştı.  Ya o  gözünden akamayan  ,  içine akıttığı gözyaşları???  İçi su dolu balon gibi oturmuştu midesine.
   Bir an için '' keşke bir NEFES sigara olsaydım'' diye aklından geçirdi. Gözlerini kapatıp, ciğerlere çekilen derin bir nefes , biraz duman, biraz ateş, biraz kül ve biten izmaritin ardından ''PUF!''... Bir anda yok olabilirdi. Sıkça  kullanılan bir replik geldi aklına '' hayatım bir  film şeridi gibi geçti gözümün önünden ''  Şimdi kendi hayatı tıpkı bir film şeridi gibi geçiyordu gözünün önünden. Ama bu filmlerde karakterler ölürken söylenen bir replikti. Oysa o ölmüyordu, omuzları düşük, tabanları acıdan kızarmış da olsa ayakta ve batan güne doğru  yürüyordu. Denizin içinde birazdan kaybolacak güneşin ertesi gün diğer taraftan tekrar yükseleceğini bilerek yürüyordu. Ama bunu bilmek onun içindeki tarifsiz ACIyı azaltmaya yetmiyordu. O acı ki bırak yüreğini, ciğerini, midesini, dalağını, içinde ne kadar organ varsa hepsini dağlıyordu. 
  Sonra bir an ''rakı şişesinde bir BALIK olsaydım'' diye düşündü. Tıpkı  adını hatırlamadığı o şairin dediği  gibi. Her daim kafası kıyak bir balık. DERT yok TASA yok. Paçalarını ıslatan DALGAnın sesi ile irkildi. Durup, denizin ufuk çizgisine bakakaldı. Artık bir adım atacak hali kalmamıştı. Buraya kadar omuzlarının eğilmesine neden olan ne yükü varsa, tek tek DENİZe savurmak istedi. 
      Önce PİŞMANLIKlarını usulca bıraktı suyun içine. Dalga önce taşlara vurdu dövercesine, sonra çekti aldı içine. Sonra KEŞKElerini  fırlattı olanca gücü ile. O kadar ağırlarmış ki, birkaç dakika içinde gözden kayboldular. Sonra DÜŞlerini aldı avuçlarının içine. Uzun uzun baktı. Tam eğilmiş yavaşça suya bırakırken bir damla GÖZYAŞI düşüverdi düşlerinin üzerine. Kıyamazdı onları suya bırakmaya. Düşleri olmayan bir insan ne işe yarardı ki? O damla barajın önünü tıkayan bir taş misali açtı göz pınarlarını. Bağıra bağıra ağladı , HIÇKIRIKlar içinde karıştı  gözyaşları denizin suyuna. 
      Sonra aldı DÜŞlerini tekrar koltuğunun altına doğan güne doğru yürüdü...   

4 yorum:

Arzu Adıyaman dedi ki...

evet güneş her gün yeniden yükselir:) ve biraz cesaret yeter gülümsemeye...
hiç durmadan yazınız da biz de okuyalım.

Yasemin Ertürk dedi ki...

Yazmaya çalışırım , siz daim okuyucularım olduğu müddetçe :)

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Çok güzelmiş, çok beğendim kalemine sağlık ...

Yasemin Ertürk dedi ki...

Çok teşekkür ederim :)