24 Ağustos 2010 Salı

Bir Teselli Ver

08/Agustos/2008

Orhan Baba yıllar önce haykırmış dünyaya ' bir teselli ver' diye. Öyle içten öyle çaresizce söylemiş ki bu sözü insanın ne yapıp edip ağlaması için bir omuz uzatası geliyor. Sanki ağlayınca tüm o dertleri sona erecek, aradığı teselliyi bulacak ve sonsuza kadar mutlu yaşayacakmış gibi . Oysaki tam 39 yıldır bu şarkı tekrar tekrar çalıyor ve her çalışında aslında hiçbir derdin bitmediğini , insanın içindeki o çaresizliğin her daim var olacağını ortaya koyuyor.

Bazen kelimeler yetersiz kalır. Karşındakini avutmak için kurduğun cümleye sen inanmazsın ki bir başkası nasıl inansın. Oysa elinden daha fazlası gelmez ki gelemez ki. Bir yalanın içinde sen de yolunu bulabilmek için esasında çare ararsın. İşte o anlarda belki de susmak en iyisidir. O da susar sen de susarsın. Sadece bakarsın gözlerine. Yüzünde hiçbir ifade yoktur ama o bilir ki sen onun her zaman yanı başında olacaksındır. Ayağı tökezlediğinde koluna girip yürümesine yardım edeceksindir. O her şeyi bilir esasında , sen konuşmasan da o konuşmasa da her şey gün gibi aşikardır.

O beklenen aranan teselliyi hiçbir zaman bulamayacaklar. Yıllar geçecek yaralar kabuk bağlayacak , ama izleri hep can acıtmaya ve Orhan Baba söylemeye devam edecek ‘Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum,bir teselli ver ’

2 yorum:

arsu dedi ki...

2008-08-11 22:21:14 - teselli getirmiyor

birkaç yudum içebildiğin kahveni yudum yudum içtim, sen gidince - ama bitiremedim; bıraktım biraz. sonra, yürüdüm. anlamsız cadde boyunca. öylesine. amaçsız. bir yerlere girdim. oturdum birsüre. sonra, dışarıdan, ışığın geldiğini gördüm. kalktım, çıktım, yürüdüm.

tatlı huzur ışığımızın yanından geçerken, saatimizdi.

geldim. gürültüler vardı – oysa tamamiyle sessiz olmalıydı. değildi. ama bomboştu – gürültü aralarından işitiliyordu boşluk.

kafam gibi-

gitmiştin – ben ne zaman gelebilecektim?
-gözyaşların içimde duruyor: “daha kötü mü olur?”…
“daha kötü oldu”…

üç kez dönüp bakmıştın.

-hayır canım, daha iyi oldu: beckett’in “daha iyi”si –sen de biliyorsun: daha iyi ağrıdı, daha iyi yağdı…

***

bütün gün gökyüzü apaçıkken, şimdi, batı’dan gelen bulutlar kaplıyor heryeri. önce çelik mavisi, sonra kapkara…ışık , azıcık,- geçiyor.
–ve, hep, gürültü…

nasıl dayanırım - -

- şimdi maviler mora dönüşüyor; karalar da siyaha.

kara ve siyah – kapkara, simsiyah.
artık böyle olacak. hiç renk olmayacak.
gri bile olmayacak

yalnız, karanlık…

şimdi, artık, simsiyah.

***

geldim, yazdım-

gürültüler de bitmişti.

ne çok şey yaşadığımı düşündüm – ne çok…

sen-

ne çok…

şimdi, işte, mor-

“teselli getirmiyor” ama…

olsun----


Oruç Aruoba

arsu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.