24 Ağustos 2010 Salı

Otel Odası Paranoyası

13/Ocak/2007

Soğukdur odel odaları. İçime hep bir hüzün doldurur. Odaya ilk girdiğim an önce kapıyı kilitler sonra her tarafı kolaçan ederim. Birisi yalnışlıkla kapımı açıp içeri dalar diye korkarım. Dolapların içine bakarım, çekmeceleri çekerim, duşu açar kaparım. Korkarım acaba duş gideri tıkanır mı ben banyo yaparken ve ayaklarım sabunlu pis suyun içinde kalır mı diye. Küçük sabunları poşetlerinden çıkarır lavabonun kenarına dizerim. Tuvalet kağıdına dokunurum yumuşakmıdır değilmidir düşüncesiyle , genelde ucuzuna kaçtıklarından sert olur.

Mini barı açar bakarım neler koymuşlar içine diye. Minik viski şişelerine bayılırım. Hemen birtanesini açar dikerim kafama.Boğazımdan mideme doğru bir yanma hissederim.Gözlerimi kapar o hisin geçmesini beklerim. Sonrada minik şişeyi iyice yıkar valizimin bir köşesine koyarım.

Hiç bir zaman elbise dolabını kullanmam.Giderken ya en sevdiğim kazağımı dolapda unutursam korkusu kemirir içimi . Giysilerimi valizin içinden alır yine valizin içine koyarım. Her ne kadar bir süre sonra valizin içi çingene çadırına dönsede farketmez. Sanki dolabı kullanırsam o odada yıllarca kalacakmışım gibi gelir. Hiç bir şekilde yerleşmek istemem be o odaya.Gelip geçiciyimdir tıpkı diğerleri gibi.

Hemen yedek battaniye ararım. Ya sönerse kaloriferler ve beni ısıtacak biri yoksa yanımda , üşürsem gecenin bir yarısı! Resepsiyona inmeyede korkarım . Hasta oluveririrm hemen ertesi gün ben. Hem otel odasındayım hem de hastayım düşüncesi bile içime ürperti doldurmaya yeter. İşimi şansa bırakmam battaniyeyi çift kat örterim üzerime.


Kimbilir kaç kişi uyumuştur o yatakda. O yüzdendir ucuna ilişirim hep yatağın, sahiplenmem orayı ben. Başucuma koyarım saatimi ve telefonumu. Asla telefonumu kapatmam uyurken, uykudan uyanıp acilen aramam gereken biri olur diye.

Telefonu fişden çekerim. Korkarım ben bilmediğim bir otel odasında telefonun çalmasından. Kim arar ki beni kimseyi tanımam etmem ben bu otelde. Hem tanımadığım biriyle niye telefonda konuşacakmışım ki.

Banyonun ışığını açık bırakırım. Zifiri karanlık olur otel odaları , ya gece kalkmak zorunda kalır da ışığı açana kadar takılıp düşersem odanın orta yerine. Tanımıyorum ki ben odayı nerde ne var nerden bileyim. Ya sehpanın köşesine çarparsam kafamı ve düşüp bayılıp kalırsam orda. Ancak ertesi gün öğlene doğru oda temizlikçisi bulur beni yerde baygın veya ölü vaziyette.

Aman allah korusun dağlara taşlara. Çok korkarım ben otel odasında ölüp de üçüncü sayfa haberi olmakdan.

Otel odasını boşalttığım gün didik didik ararım her yeri birşey unutmamak için. Açılmamış sabunları, boneleri atarım çantamın içine . Son kez dönüp bakarım arkama bir otel odasını daha güvenli bir şekilde terkettiğim için derin bir ohhhh çekerim. Bir sonraki odaya kadar huzur içinde yaşamaya devam ederim.



1 yorum:

arsu dedi ki...

'Yalnız kalmak istiyorum' der adam. Kapıyı vurur çıkar, bir otel odasına atar kendini.

Tiyatro sahnesine çıkma heyecanı yaşatır bana, otel odaları. Başka yaşamları solurum, dokunurum. Bazen bir hüzün kaplar içimi, bazen derin derin düşünürüm buğulu camın kenarında. Bazen de kahkahalarım yankılanır dört duvarında.
Yalnız kalmak isteyen biri nasıl seçer otel odasını? Cebindeki paraya göre mi? kendini evinde hissettirecek bir yer? Dekorasyonu ona yaşam sevinci veriyor diye olabilir mi?
Yada kendine dışarıdan bakmak için, yaşamın öteki tarafına mı geçmek istemiştir bu odayı seçerek. Yoksa sadece dört duvar mıdır istediği?

'Köşede ucuz bir otel var' der kadın yanındaki adama.
Yıllardır boyanmamış, beyaz yağlıboyası sararmış kapıdan girerler otel odasına. Zemin, eğimli betonuyla öylece bırakılmış, renkli, kocaman çiçek desenli perdeleri sıkı sıkı kapanmış bir oda. İçeride bir tek demir karyola ve yalnız ruhlar.

'Gelmeye çalışırım' der adam telefonun ucundaki çocuğa.
Sonra derin bir sessizlik kaplar otel odasını. Eski mobilyalı bu odayı benimsemiştir adam yıllardır gide gele. Bazen bir iki gözyaşını paylaşır odasıyla. Oğlu bu senede babasız doğum günü kutlayacaktır.

'Aynı odayı hazırlattın değil mi Arthur? ' der adam otel görevlisine.
Dolu dolu bavullar taşınır üç günlüğüne gelinen odaya. Tüm cazibesini kullanan nesneler, odayı çoktan rüya kıvamına getirmişler. Beyaz eldivenli garson tek eliyle, biraz yukarıda taşıdığı gümüş tepsiyle oda kapısından girer, tepsinin kapağını açar ve o leziz ıstakozun servisine başlar.

'Balayındayız sevgilim' der adam yanında yatan kadına.
Madem bu şehre geldik, biraz gezmek, görmek ister insan. Otel odasına kapanacaksak evde kalsaydık. Kadın evlidir, mutludur, yorgundur aynı zamanda. Dinlenmek ister odasında. Adam, mini bardan içkisini alır, televizyonu açar ve hayatı izlemeye başlar.


Nerde olsa uyuyan biri olarak, 'sahneden'-sahne heyecanından uzak kalmak istemem. Sık sık rolüm olur, renkli postişlerim, peruklarım. Kimi zaman paslanmış demir ayaklı, ahşap sandalyemi, geometrik şekiller çiçeklerle karışmış, desenleri solmuş, mavi, muşamba masa örtülü, kare masanın kenarına çeker 40wluk sallanan ampulün altında hiçbir zaman edebi değeri olmayacağını bildiğim yazılar yazarım. Kimi zaman sabaha kadar bağıran satıcılar, bir korku doldurur içime, bu otel odasından hiç çıkamayacakmışım gibi gelir.
__
Aslinda çıkmak da istemem bu odadan. Su borularının gece 2:14 de iniltiler cikarmasi ninni gibi gelir kulagima.
302 deki Esref Bey, kurulmus saat gibi hergece 3.12 de kurar basucunda duran saatini. Vefat eden karisinin ceyizinden kalma calar saatin yelkovaninin lacivert oldugunu hayal ederim.

Otel odalarina uyumak icin gelir insanlar ama otel odalari uyumaz bir türlü.

4:17 de 307- yada 308 in kapisi carpar. Yere surtunen ayak izleri gelir tam 45 saniye sonra 2. katin merdiven holunden. Yemin Bey olduguna yemin edebilirim.
Her sabah yemin eder agzima bir daha icki koyarsam diye. ama iste 4:17 de bozulur yeminler.

5:12 de once sol goz kapagim duser, ama sag gozum sag salimdir. Kuslar civildamaya baslar su borularinin sesine karisir civiltilar.
5:14 de Sag gozum daha bir bulanik gormeye baslar oda kapisinin hemen yaninda bulunan beyaz genis lavaboyu. 5:18 de Sonra sag gozum, sol gozum ve otel odam tatli bir uykuya dalariz birlikte... __
beyhan

Kimi zaman da, tek sahip olduğum uyku tulumumda, kıvrılmış bir köşede yatarken, şehrin otellerini, otel odalarını düşünürüm. Sıradan, ilginç yada lüks otel odaları ve hepsinin içinde ayrı ayrı yaşamlar, yaşananlar sahne ile yaşam arası düşlerim olurlar.