24 Ağustos 2010 Salı

U M U T

21/Şubat/2008

Umduğunu bulamamaktan yakınıyordu yanıbaşında oturan genç adama. Sayfayı ortadan ikiye ayırmıştı sanki. Bir tarafa umduklarını yazıyordu diğer tarafa bulamadıklarını. Terazinin iki kefesiydi sayfanın sol yanı ile sağ yanı. Hangi taraf ağır basacaktı yazdıktan sonra ortaya çıkacaktı.

Anne ve babasının hiç ummadığı bir anda dünyaya gelivermişti genç kadın. Tam da her şeyin sarpasardığı kopma noktasına gelmiş bir ilişkinin hiç umulmadık bir anında umudu oluvermişti. Bu yüzden adını U M U T koymuşlardı. Tutunacak bir dal gelecekleri için bir umut olmuştu.

Adı Umut du ama terazinin kefesinde bulamadıkları ağır basmaya başlamıştı. Bulamadıklarını umutsuzca anlatırken genç adama adının Umut olduğunu söylemeyi unutmuştu. Bunu bilmeden ''Umudunu kaybetme " demişti genç adam.


O an farkına vardı genç kız kendini kaybetme diyordu aslında genç adam. Kimin söylediğini hatırlamadığı bir şarkının sözleri geldi aklına " Bir umuttu yaşatan inanı / Aldım elime sazımı " Yaşamasına neden olan umudun farkına vardı. Bulamadıkları değil umduklarıydı onu yaşama bağlayan. Umut etmeye devam etmeliydi.


Avucunun içinde sımsıkı tuttuğu küçük yeşil hapları genç adamın avucuna koyarak umuda doğru yola koyuldu.

1 yorum:

arsu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.